18 Eylül 2020 - 8 Kasım 2020, Gate 27
18 Mart 2022 - 16 Nisan 2022, Galeri Siyah Beyaz
Günnur Özsoy’un son yapıtları Gate 27’nin açık alanında sergileniyor.
Pandemi koşullarında, Ağustos-Eylül-Ekim aylarında Ayvalık’ta da bir konuk sanatçı programı gerçekleştirerek konuk sanatçı etkinliklerini sürdürebilen Gate 27, Ekim 2020’de, kurumun park alanında Günnur Özsoy’un son dönemde ürettiği ve PG Art Galeri’de sergilemeyi planladığı üç boyutlu yapıtlarını, izleyicilere açık alanın sağlık açısından güvenli koşullarında sunacak.
Gate 27, fiziksel koşulların sanat ortamına olumsuz etkilerinin bilincinde olarak bu sergi ile bir sanatçıyı ve galerisi PGArt’ı konuk ederek, kuruluş ilkesini vurguluyor.
20.yy’da heykel, Rodin’den Brancusi’ye, El Lissitzky’den Mark di Suvero’ya, Henry Moore’dan Isomu Noguchi’ye kadar çok yönlü aşamalar geçirdi, durmadan yeni açılımlara girdi, ancak temel ilkesi değişmedi: Bir düşüncenin, bir duygunun, bir kavramın uzaysal bir mekan içinde temsiliyeti. Bu temsiliyet, ekspresyonist, fütürist, kübist, sürrealist akımların özelliklerini taşıdı. Simgesel, geometrik, ekspresyonist, soyut biçimlere girdi. Galeri salonlarındaki kaidelerden, mekanların zeminlerine indi. İç mekanlardan dış mekanlara ve doğaya çıktı.
Bir mükemmeleşme aşamasına giren Modernist heykelin asılı kaldığı gerilim alanını sorgulama başladığı anda, bu gerilim alanından çıkış olanakları da aranmaya başladı. Alan yeni açılımlar kazanmalıydı; insanın yaşam alanında üç boyutlu yapıtın farklı biçimlerde var olma olanağı vardı. İş uygulamaya geldiğinde sanatçılar çok farklı pozisyonlarda açılımlı alanın sağladığı olanakları kullandılar. Post-Modern heykel bir tarafsızlık ve yansızlık alanında var olma iddasındaydı; böylelikle heykelin tarihsel özellikleri olan siyasal, toplumsal, kültürel göndermelerden kurtuluyordu. Heykelin özgürleşmesi önemli bir estetik, ontolojik ve epistemolojik aşamaydı.
Özsoy’un 1990’lardan günümüze endüstriyel malzemelerle (polyester) ürettiği yapıtlar bu gelişmenin, estetiğin ve toplumsal ilişki olanaklarının günümüzdeki örneklerini oluşturuyor. Üretiminin organik yapısı ve mevcut kurumsal düzenin sınırlarını aşıp özgürleşmeyi öngören kavramsal içeriği de adeta kendiliğinden açık alana yönlenmesine yardımcı oluyor. Özsoy’un bu sergi için ürettiği beyaz amorf nesneleri İstanbul boğazının kuzey tepelerindeki bu ekolojik parkta sergilemek istemesi yapıtlarının temelindeki doğaya ilişkin biçimlerin kendi özgün alanında var olmasını sağlıyor.
Öte yandan Gate 27’nin sağladığı bu olanakla bu üretim, Mart ayından bugüne pandemi koşullarının toplumsal yaşamı makro ve mikro düzeyde şekillendirmesine bağlanıyor,
Gate 27 parkındaki yapıtlar biçim ve estetik olarak Özsoy’un amorf figürlerinin bir devamı olsa da, bu kez bu yapıtların bir “zeitgeist” (zamanın ruhu) ağırlığı taşıdığı söylenebilir. İnsanın varlığını tehdit eden en büyük virüs salgını ile tüm yaşam koşulları köktenci bir değişime girerken, imgelemimize virüsün biçimi sızdı; o gözle görülmeyen virüs protein kaplı bir nükleik asitten oluşan bir organizmadır; içinde DNA ya da RNA taşıyan bir çekirdek taşır. Virüsün yaşaması için canlı bir hücreye, bitki, hayvan ya da bakterilere ihtiyacı vardır ve kendini kopyalayarak çoğalırlar. Virüsün öldürücü gücü ancak mutasyon geçirince yok olabiliyor. Özsoy’un beyaz amorf biçimli çoğaltılmış nesnelerine var olmasını umut ettiğimiz iyileştirici Mutantlar diyebiliriz; doğal alanın iyileştirici ortamında zihnimizdeki öldürücü virüs imgesi yerini kurtuluşu simgeleyen Mutantlara bırakıyor..
Beyaz da bu iyileştiriciliği vurguluyor. Beyaz en saf ve ışık yansıtan renktir; akromatiktir, renksizdir, doğal olanı gösteren renktir, siyahın karşıtıdır, umut veren ışığın bütün huzmelerini içerir ve yansıtır. Beyaz, tarih boyunca beyaz dinsel, siyasal, kültürel anlamlar taşıdı; Modernizm ona sadelik, en aza indirgenmişlik yükledi. Özsoy bu simgeselliğin bilincinde olarak beyazı tamamlanmışlık, yetkinlik, kusursuzluk ve ustalık olarak seçiyor.
Beral Madra, Ağustos 2020