Günnur Özsoy’un çağdaş sanatın günümüzdeki ilişkisel estetik özelliği ve sürecindeki yapıtları Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesi’ndeki atölyesinde işine tutkulu bir emekçi gibi çalışmasının sonuçlarıdır. Bu atölyede çelik, pirinç, mermer, polyester gibi, sanayi sitesine yabancı olmayan malzemeleri- kendi deyimiyle güvenilir malzemeler- tasarım, iletişim estetiği, teknoloji bilgileri ile yapıtlarında birleştiriyor. Bu izleyiciyi heykel algısında şaşırtan beyaz ve renkli soyut yapıtları sergilerdeki varlıkları dışında İstanbul ve İzmir’de kamusal alana yerleştirilmiştir. Doğaya uyumlu yumuşak biçimleriyle bu genellikle beyaz polyester heykeller geniş kitlenin heykel anlayışında soyut dışavurumculuğun öngördüğü içsel algı ve duyarlılığı tetikler. Rodin ile başlayan soyut heykel anlayışı 19.yy ortasında bugüne varlığını sürdürüyor. Heykeli anıt ve figüratif görüntü olarak benimseyen genel izleyici için bu yapıtların açıklama gerektirmeden bireysel algıya yönelik düşündürücü bir anlamı olması sanatın büyük anlatı ve günümüze ilişkin anlamını besliyor. Özsoy’un yapıtları bu gelişmenin günümüzdeki örnekleridir.
Günnur Özsoy Ayvalık’ın kültür ve sanat açısından çok değerli kurumu olan Küçük Han’da sergilenen yapıtları izleyiciye başka bir büyük anlatı sunuyor.
Özsoy bu yaz bir süre bugün turistik anlamıyla ünlenen, ancak geçmişin tarihsel hakikatlerini bağrında gizleyen Cunda adasında yaşadı. Özsoy, sanat üretiminin önemli özelliklerinden birisi olan ve izleyiciyi sanatçının aktif olarak gerçekleştirdiği anlık deneyimlerini içeren performans sanatının bir türüne tanık ediyor. Bu performans adanın içerdiği mimari gerçeğin yapısal belleğinin keşfi ile başlıyor. Adanın ıssız ve sessiz köşelerinde dolaşarak görülmesi rastlantısal olan taş yapı kalıntılarını buluyor. Yakın geçmişin taşıdığı siyasal, ekonomik, kültürel, toplumsal yapısının göstergeleri olan yapıların varlığı nedeniyle kitlelerin ilgisini çeken Ayvalık’ta aynı anda kaderine terk edilmiş kalıntıları bu göstergenin örnekleri olarak varlığını sürdürüyor. Özsoy da bu göstergenin peşinde Kavafis’in İthaka şiirinde dile getirdiği gibi bir maceraya girişiyor: "İthaka'ya doğru yola çıktığın zaman,
dile ki uzun sürsün yolculuğun, serüven dolu, bilgi dolu olsun. (1) Yapıtında öncelikle bu varlığı gündeme taşıyor ve adanın uzak köşelerindeki yapı kalıntılarını bularak fotoğraflarla görselleştiriyor.
Adanın tarihsel belleğinin kanıtları olan bu harabeler sıradan bakışla nostalji ve turistik cazibe nesneleridir. Bu bakıştan sıyrılıp göstergenin gerçek anlamına yönlenince- ki bu tüketim toplumunun kapitalizme esir olmuş bakışı için hiç de kolay değildir- oldukça yüklü bir tarihsel siyasal ve ekonomik bilgiye geçiş yapılır. Sanatçı bu yapıların temsil ettiği terk edilmişliğin bir 20.yy. savaş, göç, sürgün gibi büyük anlatıya bağlı olduğu gerçeğini irdeliyor. Bu süreçteki birey, aile, toplum, kültür gerçekleri üstünde düşünmeyi öneriyor. Bu tarihsel toplum yapısının içinden kapitalizmin işlerliğini sağlayan en alt sınıfın en küçük üyesi olan bir bireyi, emekçiyi seçiyor. Ancak bu emekçiler arasından da bir seçim yapıyor ve kadın emekçiyi ve onu simgeleyen en basit öğe olan önlüğü seçiyor. Performans bu sessiz küçük anlatı göstergesi önlüklerin tek tek sessiz büyük anlatı göstergesi harabelerin üstüne asılarak tamamlanıyor. Ülke ekonomisinde yoksul sınıfa toplumsal destek anlamına gelen Askıda Ekmek gerçeğine gönderme yapan bu performans, büyük anlatının bir yapı-söküm örneği olarak sunuluyor.
Braudel Akdeniz Dünyası kitabında Akdeniz adalarında münzevi dünyalar olarak söz ediyor: Küçük veya büyük , her biçim ve ölçekteki bu adalar, onları denizin genel tarihine nazaran hem çok geride bırakan, hem de çok ileri geçiren benzer zorlamaların üzerlerine çöktüğü? ölçüde tutarlı insani ortamlardır; denizin genel tarihi onları sıklıkla kaba bir şekilde köhneliğin ve yeniliğin şu iki kutbu arasında paylaştırmaktadır. (2)
Cunda adası tam da bu köhnelik ve yenilik arasında, yüzleşmesi zor tarihsel bir geçmişin terk edilmişliği ile Neo-kapitalizmin dayattığı sözde yeniliklerin yarattığı uçların yaşadığı bir adadır. Özsoy, harabelere (köhneliğe) asılmış önlükleri (tüketimin yenilikçi arzularına hizmet eden emekçiler) gösteren fotoğraflarıyla bu ikilemin varlığına işaret ediyor.
1. İthaki - Konstantinos Kavafis, Ithaki, çev Cevat Çapan
2.https://www.academia.edu/46472427/Akdeniz_Dunyasi_Fernand_Braudel, s.126