en
Akisinin İddiası - Günnur Özsoy ve Melis Golar söyleşisiHabitustan Momentuma, Nesneden Yapıya GeçişIşık Bütün, Benim Dünyam ParamparçaEsma Sultan'da Costa MeaCosta MeaCosta Mea ÜzerineGünnur İçin NotUfuk çizgisinin aşağısından ve yukarısından öykülerHız, tazelik ve canlılık - Günnur Özsoy ve Marcus Graf söyleşisiRastlantı ve Tasarı İkilemiGünnur Özsoy'un HeykelleriBütün Gün / Her Gün 2Sanatın bir amacı var; o da ruhun zapturapta alınması. Paul Valéry
Costa Mea Üzerine
Nevzat Sayın, 2015
Griye bulanmış mekânın caddeye açılan dışa dönük yüzünde, hemen camın arkasında duran Costa Mea ile başlıyor kırılgan, kıvrımlı figürlerin ve mağaramsı mekânın duvarlarına düşen gölgelerinin gösterisi. Kısa, küçük anımsatmalarla yetinen ama derinden derine daha uzun hikâyeleri olduğu hissini de veren formlar, bu kez delik deşik figürlere dönüşme eğilimindeler. İlk bakışta hafiflemiş gibi görünmelerine rağmen, hatırlattıkları da artıyor ve ağırlaşıyorlar. Hepsi sıkı sıkı kendi içlerine kapalı. Daha önceki kapalı formlarından daha kapalılar. Açıldıkça kapanmış, kilitlenmiş gibi duruyorlar. Her birinin kendi hikâyesini bizim de duyabileceğimiz bir dış sesle diğerlerine anlatma çabası, Platon’un “mağara alegorisi”ni hatırlatıyor:  Doğduklarından beri sırtları mağaranın ağzına dönük, duvara bakarak mağarada yaşayan ve dışarıda olup biten her şeyi mağaranın duvarına düşen gölgelerle anlamaya çalışanlardan biri bir gün mağaradan çıkar, dışarıda olanları görür, döner ve mağaradakilere anlatmaya çalışır ama kimseyi inandıramaz… Burada da, her figür diğerlerine kendi hikâyesini anlatmaya çalışıyor. Biz de aynı anda anlatıldıkları için birbirine karışarak kulağımıza çalınan anlatıları Platon’un idealar evreni ile nesneler evreni arasında bir yerde anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyoruz.